hayallerini büyütme; o büyüdükçe senden uzaklaşır. hayallerin büyüdükçe, öfken artar, çaresizliğe boyun eğmeye başlarsın dediler. çaresiz kaldıkça bir zamanlar umuduna kıyı olan hayallerinde, nefreti ağırlarsın. dediler. onlar hep dediler. ben de başımı salladım. elimde değildi, inanamıyordum onlara. sadece başımı sallayabiliyordum. elimde değildi, onları susturamıyordum ya da sizinle aynı fikirde değilim diyemiyordum.
hayallerini büyütme. büyüdükçe, kendi ayakları üstünde durmak ister. gün gelir birgün, kendi gerçekliğine ulaşmak için seni terk ettiğinde, yapayalnız kalırsın. hayallerini kendine mesken tutma. zaman başını sokacağın bir dört duvarın yoksa, önce içindeki yıkılmaz sandığın duvarları parçalar. bunları bana hep dediler.
ben inanmadım.
inanmak gelmedi içimden.
içim karlı bir dağdı; donmamak için inanmadım. buz tutmasın istedim kalbim.
ama başaramadım.
hayallerimi büyüttüm. koca koca insanlar oldular. gittiler. ben kaldım.
onlar gittikçe ben beklemeyi öğrendim. bekleye bekleye çürüttüm içimdeki tüm dönüş umutlarını. kök saldım. hayallerin sadece gerçekleşmediğinde değil; gerçeğe dönüştüğünde de kaybedildiğini öğrendim.
hayal demek, hayata bir çengel atmak demekmiş tam şah damarınızdan.
öğrendim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder