23 Temmuz 2010 Cuma

aşk

bir türlü yakalayamadığım, avucuma sığamayan aşkı tutup tutup bırakıyorum. tam kalbimden içeri girmişken kapıdan içeri girmesinin yasak olduğunu yazıyorum görünmez tabelaya. duracakken çırpıntıları damarlarımdaki kumrunun, uçmayan bir kuş ol istiyorum diyip kanatlarına nişan alırken şah damarımdan vuruyorum kendimi.

kelimeler dilimin ucundan firar ederken bir sigara yakıyorum. firardakiler için vurun emri veriyorum ciğerlerime, onlar sigara dumanı yetmezliğinden ölürken. ayılmak için derin rüyamdan uykunun en hafif yerinde olduğumu unutup tokat atarken yüzüme, rüyadan önce uykudan uyanıveriyorum. vurdun mu duymayanlara özenip en ufak bir dokunuşta vurulup duyanlardan oluveriyorum. kim vurdu seni diyenlere ismini veremiyorum onun. o`nun bir adı olmasını isteyip isminin sır kalmasını talep ediyorum. yokmuşçasına yaşamak adına kendime yeni buluşlar icat etmeye çabalarken önceden icat edilmişlerle idare etmekle yetiniyorum yorgunluktan. saklarken bilmediğim bir adın acısını bileklerimde, elime ilk geçen sivri bir nesneyle boyuna çiziyorum onları. hızla akan kan gibi akıp, sonunda tükenmek isterken ambulans çağırıp acil serviste sargılatıyorum yaralarımı. kaçmak mümkün olmuyor. kaçmak isterken bildiğim, yakalanmamı sağlayacak tuzaklara basıyorum. mayın patlatırken belli belirsiz bedenimi, eğilip yerden ilk önce kaçmayı seven içimi toparlıyorum.

en çok kendimi severken herkes gibi, candan önce gelecek cananı arıyorum. yok olmayı istemezken, dört yaşındaki çocuğun avucundan sıyrılıp giden bir uçan balon olup gökyüzünde kaybolmak istiyorum.

ve durmadan hikayeler yazarken zihnimde, tek satır karalamıyorum kirlenebilmesini sevdiğim beyazın üstüne.

bilmiyorum belki de;

yaşanmamış gerçek bir hikayeden esinlenilmişim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder