heybede, insan içinin tüm meraklı gözlerinden, tüm içten saklanması gerekendir. ruhta çukurdur. yüzde gamzedir. ifadede tebessümdür. kimi zaman. kalpte krizdir. ruhta lekedir. kabuk bağlamaz. onun mutlaka izi kalır. tazelenir, açılır, kapanır ve geri döner. unutturur kendini. sonra anımsatır. bir yerden sonra alışmak için ona çaba harcamanız gerektiğini anlamaya başlarsınız. alışmak... kalpte sıkıntı, ciğerde hava boşluğu, midede kramp. alışmanız gerekir.
yürekte onun için saklanan, onu herkese, her şeye, kendinize ifşa etmenizi sağlayacak çığlığı, gırtlağınıza kadar getirir ama tutarsınız. hiçbir çığlık, artık onun dermanı değildir. yaranız, sizindir. siz onunla yaşıyorsunuzdur. var oluşunuzun türlü türlü amaçları varken, onun sizin mührünüz olduğundan kuşku duymuyorsunuz.
bir uçurumun kenarısınızdır. atabilirsiniz aşağıya kendiliğinizi. düşüp parçalanabilirsiniz. sonra toparlarsınız bedeninizi usulca. ama değiştiremezsiniz. ruhta yara, saklar kendini. heybenizde kamburunuzu taşıdığınızı düşündükçe ezersiniz izinizi, içinizi, kendinizi, o düşüncenizi.
çığlık, hiçbir çığlık, seslendiriş, yara dermanı değildir. suskunluğa boğun zamanında içinizden çıkartamadığınız sesinizi. çerçeveleyip aklınıza asın onu. gözünüzün önünde ama kalbinizden uzakta dursun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder